Bakan Uraloğlu'nun 15 Temmuz Gecesi: 'Abdest Alıp Çocuklarımla Vedalaştım'

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılında o gece yaşadıklarını paylaştı. O dönem İzmir Karayolları Bölge Müdürü olarak görev yapan Uraloğlu, abdest alıp ailesiyle vedalaştıktan sonra kriz koordinasyonuna katıldığını ve 29 iş makinesiyle askeri birliklerin önünü kestiklerini anlattı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, hain darbe girişiminin onuncu yılı dolayısıyla kaleme aldığı özel yazıda, o unutulmaz gecede yaşadıklarını tüm çarpıcı detaylarıyla aktardı. Darbe kalkışmasının hemen ardından büyük bir askeri hareketlilik olduğunu ilk dakikalardan itibaren fark ettiğini belirten Uraloğlu, kamu kurumlarının anında organize olarak milletin iradesi doğrultusunda hareket ettiğini vurguladı.
O Geceyi 'Aziz Milletimizin Zaferi' Olarak Nitelendirdi
Bakan Uraloğlu, 15 Temmuz'u kırk yıllık bir sızma ve planlamanın tek bir gece içinde hezimete uğratıldığı bir destan olarak tanımladı. Tanklara, tüfeklere, helikopterlere ve F-16'lara karşı kazanılan zaferin, devletle halkın omuz omuza verdiği en anlamlı işbirliği olduğunu söyledi. Demokrasinin silahlara karşı galip geldiği bu gecenin tarihi bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.
Abdest Alıp Ailesiyle Vedalaştı
İzmir Karayolları Bölge Müdürü olarak görev yaptığı dönemde yaşananları anlatan Uraloğlu, ciddi bir askeri faaliyet olduğunu kısa sürede kavradığını dile getirdi. Bölge müdür yardımcısını arayarak ekibi acilen toplaması talimatını verdiğini belirten Bakan, kızını güvende olması için mesai arkadaşının evine bıraktığını söyledi. "Abdest aldım, çocuklarla vedalaştım" sözleriyle duygusal anları paylaşan Uraloğlu, Trabzon'daki akrabalarını da arayarak yaşanabilecek telefon kesintilerine karşı bilgilendirme yaptığını aktardı.
Trabzon'da Akrabaları Meydana Koştu
Telefon görüşmesinde kalkışma olduğu yönündeki kanaatini ilettiğini belirten Uraloğlu, Trabzon'daki yakınlarının birbirleriyle haberleşerek şehir meydanında toplanma kararı aldığını söyledi. "Madem abimiz gidiyor, biz de sahada olmalıyız" düşüncesiyle hareket eden akrabalarının hazırlıklarını tamamlayarak meydana indiğini anlattı. Uraloğlu, İzmir'de de halkın sokaklara dökülmeye başladığını gözlemlediğini ifade etti.
29 İş Makinesiyle Askeri Birliklerin Önü Kapatıldı
İzmir Valiliği'nden gelen çağrı üzerine kriz merkezine geçtiğini belirten Bakan Uraloğlu, valinin "Biz de seni bekliyorduk" sözleriyle karşılaştığını hatırlattı. Bazı askeri birliklerin hareket kabiliyetinin sınırlandırılması amacıyla iş makinelerine ihtiyaç duyulduğunu belirten yetkililer, Uraloğlu'nun bu talimatı zaten çok önceden verdiğini gördü. Asfalt makinelerinden kamyonlara, yükleyicilerden diğer tüm ağır vasıtalara kadar toplanan 29 iş makinesi, kritik askeri noktaların önüne konuşlandırıldı.
"Vatandaş Buradaysa Biz de Buradayız"
Koordinasyon merkezi olarak kullanılan valilik binasının hedef alınabileceği değerlendirmelerine rağmen görevlerini terk etmediklerini vurgulayan Uraloğlu, "Vatandaş buradaysa biz de burada olacağız. Öleceksek adam gibi öleceğiz" sözleriyle o geceki kararlılığı özetledi. Valilikte gece boyunca kesintisiz görev yaptıklarını belirten Bakan, tüm personelin aynı inançla mücadelesini sürdürdüğünü kaydetti.
Balıkçılar da Göreve Hazırlandı
Deniz tarafından valilik binası ile sivillerin hedef alınabileceği yönünde istihbari bilgiler aldıklarını söyleyen Uraloğlu, tüm balıkçı barınaklarıyla iletişime geçtiklerini belirtti. Balıkçılar Federasyonu Başkanı ile yapılan görüşmede, olası bir deniz tehdidine karşı teknelerin açılarak psikolojik caydırıcılık oluşturması konusunda mutabakata varıldığını anlattı. Bir savaş gemisine karşı ne yapılabileceği sorusuna balıkçı başkanının, "Ağlarımızı denize salarız, pervanelerine dolanırız, onları yola devam edemez hale getiririz" şeklindeki yürekli yanıtını aktardı.
"İman Varsa İmkân Vardır"
15 Temmuz gecesinin en belirgin özelliğinin milletin ortaya koyduğu inançlı direniş olduğunu vurgulayan Bakan Uraloğlu, o gece teknolojinin değil millet iradesinin ve imanın galip geldiğini söyledi. Silahsız, tanksız, topsuz, uçaksız ve helikoptersiz bir şekilde sadece bayrak sevgisi, vatan aşkı ve "Bu vatan bizim" haykırışıyla donanmış bir milletin zafer kazandığını dile getirdi. Uraloğlu, o geceyi "iman varsa imkân vardır" gerçeğinin en somut tezahürü olarak değerlendirdi.


